MuRaT 的个人资料MadMaXTR MuЯaT TЯ照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
公共文件夹 ![]() Belge
![]() Ben I ICH
![]() Blog resimleri
![]() December 21
![]() FINAL FANTASY M&F
![]() Hakikat
![]() ILAHI
![]() ILAHI VIDEO
![]() ISLAM
![]() Kara Karanlıklar
![]() Kedilerimiz, Kopeklerimiz ve Diğer Hione larimiz
![]() KiTAP
![]() kurban
![]() Lost
![]() loST July 13
![]() Lost June 04
![]() Mad KariKa 1
![]() Mad Karika 2
![]() MeTaL
![]() MOTOSIKLET
![]() Muzik
![]() New LoST
![]() November 06
![]() PaLeSTiNe FiLiSTiN
![]() PARABOLA
![]() prgrm
![]() Resim
![]() Rom The Space Knight
![]() TMMZ26MYCAR
![]() TSK
![]() TuKeNeN
![]() Video
![]() Welcome To My World
![]() Yeni Arabam, Yeni Yeğenim (Mevlüt Efe) ve Cocuklar
![]() 主页照片
MadMaXTR MuЯaT TЯStirb nicht vor mir (Don't die before I do) shodowmeric20@hotmail.com madmaxtr@windowslive.com |
11月25日 ALLAH'A TESLİM OLABİLMEK İyiliğin gelmesini, kötülüğün gitmesini isteme.. Eğer kısmetinde sana gelecek bir nimet varsa, istesen de gelir, istemesende…. Bela da aynı… Eğer sana gelecek bir bela varsa, kaçsan da gelir, dursan da… İstersen o belanın kalkması için duaya sarıl.. İstersen sabret. İstersen Allah için kendini bir yere attır; elbette gelecek olan gelir… Sana lazım olan bunların hepsinde Hakka teslim olmaktır. Hepsini ona teslim et. Eğer nimet gelirse şükretmeğe başla!.. Bela da gelirse sabretmeğe çalış. Belayı hoş gör… Onu da bir nevi nimet bil. Gizlemeğe çalış! Gücün yettiği kadar gidermeğe gayret et. Hele onu her yerde anlatmaktan sakın. Allah’ın sana verdiği manevi halin kuvveti ile ve gittiğin yolun icabı olarak bunları yapmak mecburiyetindesin. Öyle bir yoldasın ki, Hak’ka taatla ve her şeyi hoş görmekle emrolunmuşsun. Ancak böyle refik-i Ala’ya çıkabilirsin. Bu hale gelince senden evvelkilerin yerine makamına varırsın. Senden evvel padişaha gidenleri ve yaklaşanları orada bulursun. Onun yanında her iyilik yolunu, rahatı, kerameti ve nimeti görürsün; kavuşursun. Belayı bırak gelsin, seni ziyaret etsin… Yolunu aç. Kapama. Önünde durma. Sana gelmesinden ve seni yoklamasından korkma. Nasıl olsa, onun ateşi cehennemin ateşinden daha şiddetli değildir. Yaratılmışın hayırlısı, yerin yüklendiği, semanın gölgelendirdiği, varlığın gözdesi Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) den şöyle bir Hadis,i şerif rivayet edilmiştir. - “ Kıyamet günü cehennemin üzerinden geçildiği zaman, cehennem bağıracak, çabuk geç! Ey mümin nurun alevimi söndürdü.” O cehennemin ateşini söndüren nur, ancak dünyada kazandığın ve beraber götürdüğün iman nurudur. O nur, hem isyan eden, hem de itaat edende vardır. Ama isyan eden ondan faydalanamaz… İşte dünyadaki bela ateşini de söndüren bu nurdur. Sen de eğer sabreder Hak’ka uyarsan mükafatını görürsün. Belanın sana gelmesi seni heyecana düşürmesin. Yaklaşması seni çekindirmesin. Çünkü bela seni öldürmek için gelmez, seni tecrübe etmek için gelir, imanın sıhhatini ölçmek için gelir. Hak’ka olan bağlılığını kuvvetlendirmek ister. Senden memnun olur. Seni Hak’ka müjdeler… Allah-ü Taala buyurdu: - “Biz sizi imtihan ederiz. Ta ki, içinizdeki mücahitleri anlayalım… Ve işlerinizden haberdar olalım. “ Hakka karşı imanın doğru olması ve O’nun işlerine boyun eğmek muvafakat göstermen yine O’nun sana bir lütfu ve merhametidir. Bunu böyle bil ve sonuna kadar sabra devam et. Hak’ka uyar bir müslüman ol. Artık bu halle bezendikten sonra, senden ve başkasından Allah’ın emirlerini yapmaktan başka bir şey bekleme. Ve yasaklarından kaçmaktan başka bir şey umma. Her hangi bir yerde dini emirlere dair bir şey olursa derhal ona koş. Onları doğru işitmeğe çalış. Yerine getirmeğe gayret et. Derhal harekete geç, miskin miskin oturma. Kadere teslim olup kalma… Zuhurata uyup durma. Allah’ın emirlerini yerine getirmek için bütün gücünü kuvvetini sarf et. Aciz kalırsan Allah’tan yardım iste. O’na tazarru et, yalvar. ![]() ilginç
en ilginc rekorlar
![]() ![]() swami maujgiri maharji adli hintli 1955 yilindan 1973 yilinin kasim ayina kadar tam 17 yil boyunca ayakta durdu. bir sure icerisinde uykusu geldiginde bir yere dayanmasi yeterli oluyordu. ![]() fas'in eski krallarindan muley ismail'in (1672 - 1727) 548’i erkek, 340’i kiz olmak uzere toplam 888 cocugu vardi. ![]() 18 mart 1989 gunu londra'da 4 genc boyaci sekiz saat icinde tam 11 bin 651 cift ayakkabi boyadilar.. ![]() 11 kasim 1987 tarihinde,avustralya'da bir motosiklet klubunun tam 46 uyesi 1000 cc kapasiteli bir tek motosiklete binerek 1700 km yol almaya basladilar ![]() dunyanin en sisman kadini 1972 yilinda olen percy pearl washington'dur.hastaneye kaldirildiginda 400 kiloydu. ![]() dunyanin en uzun boylu insani 1918'de abd'de dogan 2.72 metre uzunlugundaki robert waldow' dur. ![]() dunyanin en kisa boylu insani 1876'da hollanda'da dunyaya gelen pauline musters' dir.dogdugunda boyu 30 santim di,1895'te oldugunde ise 59 santim. ![]() dunyanin normal boydaki en zayif insani 1977'de,83 yasinda oldugunde sadece 15 kiloydu. ![]() rus ciftci feodor vassilyev' in karisi, 1725-1765 yillari arasinda yaptigi 27 dogumda 69 cocuk dunyaya getirdi.bunlarin 16'sinda ikiz,7'sinde ucuz,4'unde ise 4'uz dogurdu. ![]() avustralyali les stewart 16 yildir daktilonun basinda oturuyor ve surekli sayilari yaziyor. hic durmadan 1'den 1 milyona kadar sayilari yazan stewart, bugune kadar 19 bin 990 adet kagit kullandi, bin adet serit degistirdi ve 7 daktilo eskitti. ![]() 36 yasindaki japon takisu matarona bocek tutkunu. takisu gecen yil bir hamambocegine 3 milyar lira odeyerek rekor kirdi. dunyanin en pahali hamambocegi artik takisu' nun. ![]() ingiliz kevin thackwell evinin disini 20 milyon adet mandalla kapladi. thackwell sari ve yesil mandallari yapistirmak icin 2 ton yapistirici kullandi. ![]() alman heino monster dunyanin en kucuk dergisini cikariyor. mahalle dedikodularini yazdigi haftalik dergi 3.5x2. santimetre boyutlarinda. ![]() brezilyali ogrenci tobiaz couso okulda bir hafta icinde farkli nedenlerden dolayi 120 arkadasini dovdu. en kavgaci cocuk olarak rekorlar kitabina giren tobiaz bugune kadar 20 okul degistirdi. ![]() cikolata meraklisi amerikali fiona kingsten dunyanin dort bir yanindan 2 bin degisik cikolata topladi. 30 yildir cikolata biriktiren kadin cikolatalar kurtlanmasin diye ozel bir bakim uyguluyor 10月27日 İki Elin Kanda Olsa GelKimseleri görmedi kördü deseler, ![]() Aklını seninle bozdu deseler, Hep seninle yaşadı, öldü deseler, ![]() İnan sevdiğim inan az olur, Az olur sevdiğim inan az olur. İki elin kanda olsa da gel, ![]() Ecel bize pusu kursa da gel, Korkma tanrım sevenleri korur, ![]() Sevenlerin dualarıyla gel. Tarif etmek imkansız sende olanı, ![]() Bir Allah, bir de sen, bir ben bilirim. Günün her saatinde, aşk vaktinde, ![]() Gecenin her anında, aşk vaktinde, Çağırırsan koşarak sana gelirim, Herşeyi bırakır sana gelirim 10月23日 INCESIZI
iki yüreğinm bir ömre sığdırabileceği tüm duyguları kısacık
hayatta soluk soluğa yaşamalıydık. gururlarımızın gemilerini
yakıp,köprülerini tahrip etmeliydik. ayrı olduğumuz her dakika
eksikliğimizi hissetmeliydik...... Bazen içine dönmeli insan... Kendini
dinlemeli ve öyle yürümeli uzun yolları. Yolların sonunu görmese de
yürümeli... Bıkmadan, usanmadan, mola vermeden hem de. Mola verdiğin
anda geriye dönüp bakma ihtimalini düşünmeden yürümeli. Oysa ne
zamandır içime dönemiyorum ben. Durdum yolumda ve bakınıyorum öylece
![]() Beni tutan bir el var bilmediğim. Azgın dalgalar vuruyor
gönlüme... köpük köpük... bembeyaz... Sütliman olmayı bekliyorum
sadece... Kafamı kaldırıp baktığımda aynaya; yeniden gülmeyi
bekliyorum. Bekliyorum... Dün gece bir kez daha denedim kendimle
barışmayı. İçimdeki şeytanın ruhu çok zorladı beni. Sırtını dönse de,
biliyorum şefkatim dağıtırdı en kara bulutları bile... Israr ettim...
ömrümde etmediğim kadar ısrar ettim kendime... Üst üste soğuk sular
içtim sıcak gecede... İçimdeki beni yakaladığımda kan ter içinde
kalmıştı dünyaya ait bedenim. Yorulmuştum... Ağırlaşmıştım... Uykum
vardı... Ama pes etmeyecektim. Vazgeçemezdim. Dinlemeliydi beni...
Niçin canımı yaktığını, niçin beni yok saydığını anlamalıydım.
Telefonda “bazen samimi olmuyorsun” diyene borcumdu bu en azından...
Ona verilmeliydi bunun hesabı.
![]() Daha da uysallaştı ruhum... Tüm dondurucu rüzgarları dinmişti.
Köpük yoktu... Sıcacık bir bebek beşiğinde sessizce sallanıyordu
sanki... Okşadım onu... Bilmediğim dillerde konuşturdum bedenimle.
Kaçıp gitsin istemiyordum. Önce beni dinlemeli, sonrada bana
açıklamalıydı bu anlamsız terk edişi. Evet terk etmişti beni ruhum.
Beni hiç acımdan sıradanlaştırmış ve insanoğlu haline sokmuştu. Peki
neden? Uzun uzun, ama yormadan anlattım ona bana verdiği acıları.
Mutsuzluğumu,,, haksız kaybedişimi... Konuşur sanmıştım; sustu... Bakmadı bile gözlerime. Akan yaşlarımı silen bir yokluk hissi duyumsadığımda anladım vazgeçişini. Hissiz parmaklarını dudaklarıma götürüp; susmamı işaret etti ve sonra nereden geldiğini bilmediğim, uğultulu, yankıl*** ama içi ızdırap dolu binlerce ses doldurdu bütün odayı... “ Yapma demiştim sana... Buna dayanamaz, bana yenik düşersin diye uyarmıştım seni. Doğrularını terk etme demiştim... Onlar olmadan oynamam bu oyunu demiştim ![]() Sense içinden gelen hiçbir sese kulak vermeden vazgeçtin
kendinden. Ne için? Ne için diyorum sana... Kaldır başını şimdi... Hadi
bak bakalım o çok cesaretli bakışlarınla, hem de eskisi gibi...
gözlerini hiç kaçırmadan... Beş para vermeye kıyamayacağın o sönük
yüzlere karşı bile mahçup artık bakışların. Çünkü baştan aşağıya
gizliliğe bürüdün hayatını. Sorulara cevap verecek durumun yok...
Oyununu oynamak için sende onlara benzedin. Cesaretini kıracaktı madem
oyunun; ne işin var dedim, gene dinlemedin beni... At gözlüğü hiç
yakışmadı sana ama, hep burnunun dikine gitmekti tüm ısrarın.
Yaşadıklarını koy önüne... Anları canlandır gözbebeklerinin en
derinlerinde... Heyecanların vardı hani... Umutların... Yarını
düşlemekle geçerdi geceleri uykuya gönderdiğin varlığım
![]() Beni çeşitli düşlerin içine sokar, kimi zaman çok mutlu bir anne,
kimi zaman başarılı bir iş kadını ve hatta pamuklar içinde nineler
olurdum torunlarıyla kucak kucağa... Eğlenirdik uyumadan önce
seninle... Özgürdük ikimizde göğü yaran kuşlar kadar. Uyuduğunda üstün
açılmışsa diye korkarak bazen bedenine dönerdim. Bedenin o huzur dolu
gülümseyişini nasıl özlüyorum bir bilsen..
. Hatırlıyor musun tüm bunları... Hala içini ısıtıyor değil mi geçmiş gecelerimiz... Oysa sen hepsini bile bile terk ettin... Kendi zincirini kendin vurdun bileklerine... İnan kınamamaya çalıştım seni... anlam vermeye çalıştım vazgeçişlerine ![]() Yanında olmak için gayret sarf etmedim sanma. En büyük düşmanım
olan karabasanlarla çok boğuştum ilk günler... Onlarınsa vazgeçmeye hiç
niyetleri yoktu. Zincirlerinle dosttu onlar. Mıknatısın demiri çekmesi
gibiydi ilişkileri. Onlar durdukça o incecik bileklerinde vazgeçmeye de
niyetleri yoktu... Sana sessiz geceler vermek adına savaştım durdum
zincirin her bir halkasının dostuyla... Ama yenildim... Ben tektim...
Beni sen tek bırakmıştın hem de... Aldırmamaya çalışsam da terk
edişine, yalnızlık beni de yormuştu. Gücüm yavaş yavaş tükenmiş, bu
gücü benden aldığın için sana içten içe kin duymaya bile başlamıştım.
Karabasanlarla didişmeyi bıraktım sonraları. Hani belki korkuyla uy***
gözlerin mani olur diye sana... Ama ne inatmışsın... Vazgeçmedin... Bu
senin tercihindi tabi. Yapacak hiçbir şeyim yoktu. Benle değil de,
onlarla olmayı seçiyordun açıkça..
![]() Bense tamamen vazgeçtim senin yerine... O çok değer verdiğin “aşk”
a yenik düşmüştüm. Savaş sonrası her yenilen gibi en büyük ganimetimi
(yani bedenini) bırakmak düşerdi bana. O günden sonra hiç yaklaşmadım
sana. Karabasanların gecelerini paylaşmasını kıskanarak, ama yüzündeki
sızıya içim acıyarak uzaklardan seyrettim seni... Beni çağırmanı
bekledim belki de; bilmiyorum... Ve işte geldim... Küste olsam, dönmeme
yeminleri etsem de buradayım... Et tırnaktan ayrılamıyor hakikaten.
Vazgeçen varlığın, yeminlerini bozmak için fırsat arıyor. Ama
rüyalarından uzaktayken çok düşündüm. İki varlık olmak zor bedende.
Biri varsa diğerine yer yok... Eğer sevdan bu kadar büyükse, benim
varlığım hala “vazgeçiş” olarak kalabilir. Birini tercih etmeli ve
tercih etmediğini özlememelisin
![]() Buna sen karar vermeli, bunu anlamalısın...
İyice düşün ve anla... Terk eden kim... Suçlamadan önce bunu düşün... Ve tercih ettiğin ben değilsem eğer, beni çağırma... Ne zamanki zincirlerini çıkarmaya karar verirsin, o zaman sen gel demeden ben döneceğim... İçinde olmasam da asla terk etmiş değilim. Yokum, ama izliyorum ![]() Serseri Bir Kızın Güncesinden Kactım![]() I. ..vedaları oyalayın, saklanacağım.. serseri bir kızın güncesinden kaçtım kadınım..! ..Arkama döndüm ve baktım göğüslerimde emzirdiğim gençlik dirileşmiş sütü kesilen asiliğim hayatla birleşmiş Korkma! Dilimde bütün haylazlığım büyüdüğümü sevişirken anlıyorum yoksa inan hala sokakların oyun hırsızıyım en berbat ayrılığın mektubunu da okudu yüreğim ama bana sevda gerek avuçlarımı öp, dudaklarından geçip gözlerine güleceğim II. .. suya düştü katre, dağıldı.. isimsiz bir yolculuğa gidiyorken döndüm ebruferah kelimelerin içinde yeşerdi seda buğulu camlara saklanan, iklimi keşfedilmemiş bir yüreğin ritmiydi belki alıkoyan...yatıştıran iyi ki varsın, diyecekken susturuyor dudaklarımı ıslak cevapların iyi ki.... III. .. hüzün kaydı geceden, dilek tuttum.. bir cümle uzaklığındaydı gülüşler söylenmeyen sözler boyu kırılıyorsa yürek, dillenmeliydi kelimelerin alkışı durduk yere durduk yere sev beni ince kıyılmış bir istem akıyor bedenimden hazan senfonisinde gençlik aşklarım çalıyor anımsadığım, serseri bir kızdım güncelere tutunan çok oldu kaçtım artık ben değilim unutulan IV. .. sözler kapıyı çarptı, arkalarından koşmadım.. ölmek üzere olan sevdalarına, hayat öpücüğü veren bir kadının beklentilerinde yoruldu özlemler bu yüzden istiyorum merakında kaybolmayı gözlerime bak hissedeceksin, bakışlarımda eriyen sevilmek duasını hadi, ellerimden tut ve kaçır beni şarkıların içine bilmen lazım, ezgiler olmazsa ölürüm herkes gider, notalar kalır suskunluğumu makamlara ördürdüm V. ..mahcup kırmızı soyundu, aç gözlerini.. çözülsün dilindeki buzlar dudaklarımın debisinde geceye benzer utangaçlığım, görünmez tenimde mimiklerin gün gibi aşikâr, sivrildi tutkunun ucu, görünürde söylenmez dağılmış saçların inceliğinde bütün gelişler acının kırılma noktası olmadı (da) yanacağız sevişmeler kirlenemez VI. ..sevmeyi unuttuğun yerden sevil bana.. serseri bir kızın güncesinden kaçtım beni ihbar etme, sende s(a)klandım |
Welcome To My Country
HOW THE ARMENIAN ISSUE CAME ABOUT?
Aynı dili konuşanlar değil, Aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Sen geceye yakındın, ben de sana… Ağır aksak işleyen zamanın düşürdüğü tuzaklardan kurtulup geldin, hoş geldin. Korkularınla, sırlarınla ve sadece gözlerine derin bakanların görebileceği acılarınla geldin, iyi ki geldin… Bekleyişlerimin içine hapsettiğim özlemlerim vardı. Soramadığım sorularım… Hiç dokunmadığım anılarım vardı… Şimdi özgür bıraktım özlemi. Şimdi hüzün de sevinç de dolayısıyla yaşanıyor bende. Sorular cevaplarını buluyor, anılar canlanıyor, çünkü çünkü sen geldin. Susmak ne kadar çok akıllandırmış beni… Ne çok biriktirmişim kelimelerimi… Bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin o tedirgin duruşun bile durduramıyor beni. Seninle olmanın, seninle yaşamanın ve zamanı sadece seninle paylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin… Bir büyüysen bozulma! Bir hayali yaşıyorsak kaybolma! Hep biz çözecek değiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın. Ruhuna talibim ben asıl gerçek bu. Dedim ya, sen geldin. Bir de mavi var öyle ya… Nereye saklamıştım maviyi? Kimlerden gizlemiştim de yok sansınlar istemiştim? Bak, güneş bile mavi mavi parlıyor görüyor musun? Yavaş yavaş yok oluyor yüreğimin gri katmanları. Maviyle anılıyor görebildiğim her şey. En çok maviye tutkunum ben, bu yüzden mavi sen oluyorsun, çocuk gibi seviniyorum. Sen maviyle geldin… Sahi, çocuk olmayı ne kadar özlemişim ben… Senin içindeki çocukla oynayacak bendeki çocuk. Yalansız ve saf olacak. Kumdan kaleler yapacak, içine seni koyacak. Kaleyi yıkacak, seni kurtaracak, kahraman olacak. Çığlıklar atacak, yorulmayacak, sensiz hiçbir oyunda “ebe” olmayacak. Korkma, içindeki o çocuk hep yaşayacak, kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim. Çünkü sen o çocukla varsın, o çocukla geldin. Yoktum ben, senden önce yoktum sanki. Sen geldin varlığını bildim. Sen geldin, bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm. Sen geldin ben oldum, aşk oldum. Sen geldin… Ama ne güzel geldin…
10 月 10 日
SEVMEK BAZEN VAZGEÇMEKTİR...... İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır. Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine hayran... bırakamaz bir türlü... Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz onu... Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır... Ama adam bilir ki; "Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir" ...Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne, kırlarına, çiçeklerine doğru... Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz... Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce... Adam bir kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğuna. Kelebekse hala konacak sıcak bir avuç aramakta... Böylece kelebek şunu anlar: BAZEN AİT OLDUĞUMUZ YER ORASIDIR; SICAK BİR AVUÇTUR BİLİRİZ AMA O YERİN BİZE AİT OLMA İHTİMALİ BİR HİÇTİR ... Böylece adam şunu anlar: HİÇ BİR SEVDAYI YALNIZCA SEVGİYLE YAŞATAMAZSINIZ
10 月 4 日
10 月 3 日
Özlemim Bitmiyor Sana Efendim
s.a.v.aşkına.
10 月 1 日
MAVİ KELEBEK Gülücükler saçan mavi kelebek Kanadını okşasam kaçar mısın Bir günlük ömrün bugün bitecek Sen yine mutluluk saçar mısın Renklerin ahengiyle kanat çırpar durursun Bilmezsin ki insanlar kıskanır güzelliğini Bir kanat çırpsan hüznü bulutlara uçurursun Bilmezler bir günde bir ömür sürdüğünü Mavi kelebek mutluluk kanatların Dokunmama izin ver mutlu olmam için Uzak değil mutluluk, elimde kanatların Bir ömür elimde bitti,bir günlük heves için Hoşça kal demem lazım sana adsız kelebek Mutluluklar yaşattın dertlerimden uzakta Göremedin güzeli göremedin bir çiçek Hoşçakal yaşananlarım, hoşça kal mavi kelebek
9 月 28 日
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|