MuRaT 的个人资料MadMaXTR MuЯaT TЯ照片日志列表更多 工具 帮助

MadMaXTR MuRaT

自定义 HTML

作者 
作者 
作者 
作者 
作者 
作者 
更多...
此人的网络为空(或未公开)。

MadMaXTR MuЯaT TЯ

Stirb nicht vor mir (Don't die before I do) shodowmeric20@hotmail.com madmaxtr@windowslive.com
Hakikat  
第 1 张,共 219 张
11月25日

ALLAH'A TESLİM OLABİLMEK

İyiliğin gelmesini, kötülüğün gitmesini isteme..

Eğer kısmetinde sana gelecek bir nimet varsa, istesen de gelir, istemesende….
Bela da aynı…
Eğer sana gelecek bir bela varsa, kaçsan da gelir, dursan da… İstersen o belanın kalkması için duaya sarıl..
İstersen sabret.
İstersen Allah için kendini bir yere attır; elbette gelecek olan gelir…

Sana lazım olan bunların hepsinde Hakka teslim olmaktır. Hepsini ona teslim et. Eğer nimet gelirse şükretmeğe başla!.. Bela da gelirse sabretmeğe çalış. Belayı hoş gör…

Onu da bir nevi nimet bil.
Gizlemeğe çalış!
Gücün yettiği kadar gidermeğe gayret et. Hele onu her yerde anlatmaktan sakın. Allah’ın sana verdiği manevi halin kuvveti ile ve gittiğin yolun icabı olarak bunları yapmak mecburiyetindesin.

Öyle bir yoldasın ki, Hak’ka taatla ve her şeyi hoş görmekle emrolunmuşsun. Ancak böyle refik-i Ala’ya çıkabilirsin. Bu hale gelince senden evvelkilerin yerine makamına varırsın.

Senden evvel padişaha gidenleri ve yaklaşanları orada bulursun. Onun yanında her iyilik yolunu, rahatı, kerameti ve nimeti görürsün; kavuşursun.

Belayı bırak gelsin, seni ziyaret etsin… Yolunu aç. Kapama. Önünde durma. Sana gelmesinden ve seni yoklamasından korkma. Nasıl olsa, onun ateşi cehennemin ateşinden daha şiddetli değildir.

Yaratılmışın hayırlısı, yerin yüklendiği, semanın gölgelendirdiği, varlığın gözdesi Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) den şöyle bir Hadis,i şerif rivayet edilmiştir.

- “ Kıyamet günü cehennemin üzerinden geçildiği zaman, cehennem bağıracak, çabuk geç! Ey mümin nurun alevimi söndürdü.”

O cehennemin ateşini söndüren nur, ancak dünyada kazandığın ve beraber götürdüğün iman nurudur. O nur, hem isyan eden, hem de itaat edende vardır. Ama isyan eden ondan faydalanamaz…
İşte dünyadaki bela ateşini de söndüren bu nurdur. Sen de eğer sabreder Hak’ka uyarsan mükafatını görürsün. Belanın sana gelmesi seni heyecana düşürmesin. Yaklaşması seni çekindirmesin.

Çünkü bela seni öldürmek için gelmez, seni tecrübe etmek için gelir, imanın sıhhatini ölçmek için gelir. Hak’ka olan bağlılığını kuvvetlendirmek ister. Senden memnun olur. Seni Hak’ka müjdeler… Allah-ü Taala buyurdu:

- “Biz sizi imtihan ederiz. Ta ki, içinizdeki mücahitleri anlayalım… Ve işlerinizden haberdar olalım. “

Hakka karşı imanın doğru olması ve O’nun işlerine boyun eğmek muvafakat göstermen yine O’nun sana bir lütfu ve merhametidir. Bunu böyle bil ve sonuna kadar sabra devam et. Hak’ka uyar bir müslüman ol. Artık bu halle bezendikten sonra, senden ve başkasından Allah’ın emirlerini yapmaktan başka bir şey bekleme. Ve yasaklarından kaçmaktan başka bir şey umma.

Her hangi bir yerde dini emirlere dair bir şey olursa derhal ona koş. Onları doğru işitmeğe çalış. Yerine getirmeğe gayret et. Derhal harekete geç, miskin miskin oturma. Kadere teslim olup kalma… Zuhurata uyup durma. Allah’ın emirlerini yerine getirmek için bütün gücünü kuvvetini sarf et. Aciz kalırsan Allah’tan yardım iste. O’na tazarru et, yalvar.



ilginç

en ilginc rekorlar

swami maujgiri maharji adli hintli 1955 yilindan 1973 yilinin kasim ayina kadar tam 17 yil boyunca ayakta durdu. bir sure icerisinde uykusu geldiginde bir yere dayanmasi yeterli oluyordu.




fas'in eski krallarindan muley ismail'in (1672 - 1727) 548’i erkek, 340’i kiz olmak uzere toplam 888 cocugu vardi.




18 mart 1989 gunu londra'da 4 genc boyaci sekiz saat icinde tam 11 bin 651 cift ayakkabi boyadilar..



11 kasim 1987 tarihinde,avustralya'da bir motosiklet klubunun tam 46 uyesi 1000 cc kapasiteli bir tek motosiklete binerek 1700 km yol almaya basladilar



dunyanin en sisman kadini 1972 yilinda olen percy pearl washington'dur.hastaneye kaldirildiginda 400 kiloydu.



dunyanin en uzun boylu insani 1918'de abd'de dogan 2.72 metre uzunlugundaki robert waldow' dur.



dunyanin en kisa boylu insani 1876'da hollanda'da dunyaya gelen pauline musters' dir.dogdugunda boyu 30 santim di,1895'te oldugunde ise 59 santim.



dunyanin normal boydaki en zayif insani 1977'de,83 yasinda oldugunde sadece 15 kiloydu.



rus ciftci feodor vassilyev' in karisi, 1725-1765 yillari arasinda yaptigi 27 dogumda 69 cocuk dunyaya getirdi.bunlarin 16'sinda ikiz,7'sinde ucuz,4'unde ise 4'uz dogurdu.



avustralyali les stewart 16 yildir daktilonun basinda oturuyor ve surekli sayilari yaziyor. hic durmadan 1'den 1 milyona kadar sayilari yazan stewart, bugune kadar 19 bin 990 adet kagit kullandi, bin adet serit degistirdi ve 7 daktilo eskitti.



36 yasindaki japon takisu matarona bocek tutkunu. takisu gecen yil bir hamambocegine 3 milyar lira odeyerek rekor kirdi. dunyanin en pahali hamambocegi artik takisu' nun.



ingiliz kevin thackwell evinin disini 20 milyon adet mandalla kapladi. thackwell sari ve yesil mandallari yapistirmak icin 2 ton yapistirici kullandi.



alman heino monster dunyanin en kucuk dergisini cikariyor. mahalle dedikodularini yazdigi haftalik dergi 3.5x2. santimetre boyutlarinda.



brezilyali ogrenci tobiaz couso okulda bir hafta icinde farkli nedenlerden dolayi 120 arkadasini dovdu. en kavgaci cocuk olarak rekorlar kitabina giren tobiaz bugune kadar 20 okul degistirdi.



cikolata meraklisi amerikali fiona kingsten dunyanin dort bir yanindan 2 bin degisik cikolata topladi. 30 yildir cikolata biriktiren kadin cikolatalar kurtlanmasin diye ozel bir bakim uyguluyor
10月27日

İki Elin Kanda Olsa Gel

 

Kimseleri görmedi kördü deseler,







Aklını seninle bozdu deseler,

Hep seninle yaşadı, öldü deseler,






İnan sevdiğim inan az olur,

Az olur sevdiğim inan az olur.


İki elin kanda olsa da gel,






Ecel bize pusu kursa da gel,

Korkma tanrım sevenleri korur,





Sevenlerin dualarıyla gel.

Tarif etmek imkansız sende olanı,






Bir Allah, bir de sen, bir ben bilirim.

Günün her saatinde, aşk vaktinde,






Gecenin her anında, aşk vaktinde,

Çağırırsan koşarak sana gelirim,

Herşeyi bırakır sana gelirim
10月23日

INCESIZI


 
iki yüreğinm bir ömre sığdırabileceği tüm duyguları kısacık hayatta soluk soluğa yaşamalıydık. gururlarımızın gemilerini yakıp,köprülerini tahrip etmeliydik. ayrı olduğumuz her dakika eksikliğimizi hissetmeliydik...... Bazen içine dönmeli insan... Kendini dinlemeli ve öyle yürümeli uzun yolları. Yolların sonunu görmese de yürümeli... Bıkmadan, usanmadan, mola vermeden hem de. Mola verdiğin anda geriye dönüp bakma ihtimalini düşünmeden yürümeli. Oysa ne zamandır içime dönemiyorum ben. Durdum yolumda ve bakınıyorum öylece
 
 
Beni tutan bir el var bilmediğim. Azgın dalgalar vuruyor gönlüme... köpük köpük... bembeyaz... Sütliman olmayı bekliyorum sadece... Kafamı kaldırıp baktığımda aynaya; yeniden gülmeyi bekliyorum. Bekliyorum... Dün gece bir kez daha denedim kendimle barışmayı. İçimdeki şeytanın ruhu çok zorladı beni. Sırtını dönse de, biliyorum şefkatim dağıtırdı en kara bulutları bile... Israr ettim... ömrümde etmediğim kadar ısrar ettim kendime... Üst üste soğuk sular içtim sıcak gecede... İçimdeki beni yakaladığımda kan ter içinde kalmıştı dünyaya ait bedenim. Yorulmuştum... Ağırlaşmıştım... Uykum vardı... Ama pes etmeyecektim. Vazgeçemezdim. Dinlemeliydi beni... Niçin canımı yaktığını, niçin beni yok saydığını anlamalıydım. Telefonda “bazen samimi olmuyorsun” diyene borcumdu bu en azından... Ona verilmeliydi bunun hesabı.

 
Daha da uysallaştı ruhum... Tüm dondurucu rüzgarları dinmişti. Köpük yoktu... Sıcacık bir bebek beşiğinde sessizce sallanıyordu sanki... Okşadım onu... Bilmediğim dillerde konuşturdum bedenimle. Kaçıp gitsin istemiyordum. Önce beni dinlemeli, sonrada bana açıklamalıydı bu anlamsız terk edişi. Evet terk etmişti beni ruhum. Beni hiç acımdan sıradanlaştırmış ve insanoğlu haline sokmuştu. Peki neden? Uzun uzun, ama yormadan anlattım ona bana verdiği acıları.
Mutsuzluğumu,,, haksız kaybedişimi... Konuşur sanmıştım; sustu... Bakmadı bile gözlerime. Akan yaşlarımı silen bir yokluk hissi duyumsadığımda anladım vazgeçişini. Hissiz parmaklarını dudaklarıma götürüp; susmamı işaret etti ve sonra nereden geldiğini bilmediğim, uğultulu, yankıl*** ama içi ızdırap dolu binlerce ses doldurdu bütün odayı... “ Yapma demiştim sana... Buna dayanamaz, bana yenik düşersin diye uyarmıştım seni. Doğrularını terk etme demiştim... Onlar olmadan oynamam bu oyunu demiştim
 
 
 
Sense içinden gelen hiçbir sese kulak vermeden vazgeçtin kendinden. Ne için? Ne için diyorum sana... Kaldır başını şimdi... Hadi bak bakalım o çok cesaretli bakışlarınla, hem de eskisi gibi... gözlerini hiç kaçırmadan... Beş para vermeye kıyamayacağın o sönük yüzlere karşı bile mahçup artık bakışların. Çünkü baştan aşağıya gizliliğe bürüdün hayatını. Sorulara cevap verecek durumun yok... Oyununu oynamak için sende onlara benzedin. Cesaretini kıracaktı madem oyunun; ne işin var dedim, gene dinlemedin beni... At gözlüğü hiç yakışmadı sana ama, hep burnunun dikine gitmekti tüm ısrarın. Yaşadıklarını koy önüne... Anları canlandır gözbebeklerinin en derinlerinde... Heyecanların vardı hani... Umutların... Yarını düşlemekle geçerdi geceleri uykuya gönderdiğin varlığım
 
 
Beni çeşitli düşlerin içine sokar, kimi zaman çok mutlu bir anne, kimi zaman başarılı bir iş kadını ve hatta pamuklar içinde nineler olurdum torunlarıyla kucak kucağa... Eğlenirdik uyumadan önce seninle... Özgürdük ikimizde göğü yaran kuşlar kadar. Uyuduğunda üstün açılmışsa diye korkarak bazen bedenine dönerdim. Bedenin o huzur dolu gülümseyişini nasıl özlüyorum bir bilsen..
. Hatırlıyor musun tüm bunları... Hala içini ısıtıyor değil mi geçmiş gecelerimiz... Oysa sen hepsini bile bile terk ettin... Kendi zincirini kendin vurdun bileklerine... İnan kınamamaya çalıştım seni... anlam vermeye çalıştım vazgeçişlerine
 
 
 
Yanında olmak için gayret sarf etmedim sanma. En büyük düşmanım olan karabasanlarla çok boğuştum ilk günler... Onlarınsa vazgeçmeye hiç niyetleri yoktu. Zincirlerinle dosttu onlar. Mıknatısın demiri çekmesi gibiydi ilişkileri. Onlar durdukça o incecik bileklerinde vazgeçmeye de niyetleri yoktu... Sana sessiz geceler vermek adına savaştım durdum zincirin her bir halkasının dostuyla... Ama yenildim... Ben tektim... Beni sen tek bırakmıştın hem de... Aldırmamaya çalışsam da terk edişine, yalnızlık beni de yormuştu. Gücüm yavaş yavaş tükenmiş, bu gücü benden aldığın için sana içten içe kin duymaya bile başlamıştım. Karabasanlarla didişmeyi bıraktım sonraları. Hani belki korkuyla uy*** gözlerin mani olur diye sana... Ama ne inatmışsın... Vazgeçmedin... Bu senin tercihindi tabi. Yapacak hiçbir şeyim yoktu. Benle değil de, onlarla olmayı seçiyordun açıkça..
 
 
 
Bense tamamen vazgeçtim senin yerine... O çok değer verdiğin “aşk” a yenik düşmüştüm. Savaş sonrası her yenilen gibi en büyük ganimetimi (yani bedenini) bırakmak düşerdi bana. O günden sonra hiç yaklaşmadım sana. Karabasanların gecelerini paylaşmasını kıskanarak, ama yüzündeki sızıya içim acıyarak uzaklardan seyrettim seni... Beni çağırmanı bekledim belki de; bilmiyorum... Ve işte geldim... Küste olsam, dönmeme yeminleri etsem de buradayım... Et tırnaktan ayrılamıyor hakikaten. Vazgeçen varlığın, yeminlerini bozmak için fırsat arıyor. Ama rüyalarından uzaktayken çok düşündüm. İki varlık olmak zor bedende. Biri varsa diğerine yer yok... Eğer sevdan bu kadar büyükse, benim varlığım hala “vazgeçiş” olarak kalabilir. Birini tercih etmeli ve tercih etmediğini özlememelisin
 
 
Buna sen karar vermeli, bunu anlamalısın...
İyice düşün ve anla... Terk eden kim... Suçlamadan önce bunu düşün... Ve tercih ettiğin ben değilsem eğer, beni çağırma...
Ne zamanki zincirlerini çıkarmaya karar verirsin, o zaman sen gel demeden ben döneceğim...
İçinde olmasam da asla terk etmiş değilim. Yokum, ama izliyorum
 
 
 

Serseri Bir Kızın Güncesinden Kactım



I. ..vedaları oyalayın, saklanacağım..

serseri bir kızın güncesinden kaçtım
kadınım..! ..Arkama döndüm ve baktım
göğüslerimde emzirdiğim gençlik dirileşmiş
sütü kesilen asiliğim hayatla birleşmiş

Korkma! Dilimde bütün haylazlığım
büyüdüğümü sevişirken anlıyorum
yoksa inan hala sokakların oyun hırsızıyım

en berbat ayrılığın mektubunu da okudu yüreğim
ama bana sevda gerek
avuçlarımı öp, dudaklarından geçip gözlerine güleceğim


II. .. suya düştü katre, dağıldı..

isimsiz bir yolculuğa gidiyorken döndüm
ebruferah kelimelerin içinde yeşerdi seda
buğulu camlara saklanan,
iklimi keşfedilmemiş bir yüreğin ritmiydi belki
alıkoyan...yatıştıran
iyi ki varsın, diyecekken susturuyor dudaklarımı ıslak cevapların
iyi ki....


III. .. hüzün kaydı geceden, dilek tuttum..

bir cümle uzaklığındaydı gülüşler
söylenmeyen sözler boyu kırılıyorsa yürek,
dillenmeliydi kelimelerin alkışı durduk yere
durduk yere sev beni

ince kıyılmış bir istem akıyor bedenimden
hazan senfonisinde gençlik aşklarım çalıyor
anımsadığım, serseri bir kızdım güncelere tutunan
çok oldu kaçtım
artık ben değilim unutulan

IV. .. sözler kapıyı çarptı, arkalarından koşmadım..

ölmek üzere olan sevdalarına,
hayat öpücüğü veren bir kadının beklentilerinde yoruldu özlemler
bu yüzden istiyorum merakında kaybolmayı
gözlerime bak hissedeceksin,
bakışlarımda eriyen sevilmek duasını

hadi,
ellerimden tut ve kaçır beni şarkıların içine
bilmen lazım, ezgiler olmazsa ölürüm
herkes gider, notalar kalır
suskunluğumu makamlara ördürdüm


V. ..mahcup kırmızı soyundu, aç gözlerini..

çözülsün dilindeki buzlar dudaklarımın debisinde
geceye benzer utangaçlığım, görünmez
tenimde mimiklerin gün gibi aşikâr,
sivrildi tutkunun ucu, görünürde söylenmez

dağılmış saçların inceliğinde bütün gelişler
acının kırılma noktası
olmadı (da) yanacağız
sevişmeler kirlenemez

VI. ..sevmeyi unuttuğun yerden sevil bana..

serseri bir kızın güncesinden kaçtım
beni ihbar etme,
sende s(a)klandım

 

Windows Media Player

HOW THE ARMENIAN ISSUE CAME ABOUT?

Aynı dili konuşanlar değil, ŞaşkınKırık kalpAlaycı

Aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.Soldan kucaklamaKırmızı kalpSağdan kucaklama

Uyuyan yarım ayMEVLANAYıldız

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!OğlanGökkuşağıKız

请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。

 

 

 

 
 
 

Sen geceye yakındın, ben de sana…
Ağır aksak işleyen zamanın düşürdüğü tuzaklardan kurtulup geldin, hoş geldin.
Korkularınla, sırlarınla ve sadece gözlerine derin bakanların görebileceği acılarınla geldin, iyi ki geldin…
Bekleyişlerimin içine hapsettiğim özlemlerim vardı. Soramadığım sorularım…
Hiç dokunmadığım anılarım vardı…
Şimdi özgür bıraktım özlemi.
Şimdi hüzün de sevinç de dolayısıyla yaşanıyor bende.
Sorular cevaplarını buluyor, anılar canlanıyor, çünkü çünkü sen geldin.
Susmak ne kadar çok akıllandırmış beni…
Ne çok biriktirmişim kelimelerimi…
Bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin o tedirgin duruşun bile durduramıyor beni.
Seninle olmanın, seninle yaşamanın ve zamanı sadece seninle paylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin…
Bir büyüysen bozulma!
Bir hayali yaşıyorsak kaybolma!
Hep biz çözecek değiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın.
Ruhuna talibim ben asıl gerçek bu.
Dedim ya, sen geldin. Bir de mavi var öyle ya…
Nereye saklamıştım maviyi?
Kimlerden gizlemiştim de yok sansınlar istemiştim?
Bak, güneş bile mavi mavi parlıyor görüyor musun?
Yavaş yavaş yok oluyor yüreğimin gri katmanları.
Maviyle anılıyor görebildiğim her şey.
En çok maviye tutkunum ben, bu yüzden mavi sen oluyorsun, çocuk gibi seviniyorum.
Sen maviyle geldin…
Sahi, çocuk olmayı ne kadar özlemişim ben…
Senin içindeki çocukla oynayacak bendeki çocuk.
Yalansız ve saf olacak. Kumdan kaleler yapacak, içine seni koyacak.
Kaleyi yıkacak, seni kurtaracak, kahraman olacak.
Çığlıklar atacak, yorulmayacak, sensiz hiçbir oyunda “ebe” olmayacak.
Korkma, içindeki o çocuk hep yaşayacak, kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim.
Çünkü sen o çocukla varsın, o çocukla geldin.
Yoktum ben, senden önce yoktum sanki. Sen geldin varlığını bildim.
Sen geldin, bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm.
Sen geldin ben oldum, aşk oldum.
Sen geldin…
Ama ne güzel geldin…
 

10 月 10 日
SEVMEK BAZEN VAZGEÇMEKTİR......

  İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur.
Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla 
tüm 
yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır.
Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine
hayran... bırakamaz bir türlü... Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar,
çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve 
sevgisine, yalnız bırakamaz onu... Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde 
geçirmeye hazırdır...
Ama adam bilir ki; "Sevmek bazen vazgeçmeyi de 
bilmektir" ...Kelebeğine
son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne,
kırlarına, çiçeklerine doğru...
  Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek
yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz...
Aklında adam, 
o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce... Adam bir
kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğuna. Kelebekse hala konacak sıcak bir
avuç aramakta...
Böylece kelebek şunu anlar: BAZEN AİT OLDUĞUMUZ YER
ORASIDIR; SICAK
BİR
AVUÇTUR BİLİRİZ AMA O YERİN BİZE AİT OLMA İHTİMALİ
BİR HİÇTİR ...
Böylece adam şunu anlar: HİÇ BİR SEVDAYI YALNIZCA
SEVGİYLE
YAŞATAMAZSINIZ
10 月 4 日
 

 

.. 



Birşey söyle..

Denizler tutuşturulduğunda, dağlar yürütüldüğünde..

Birşey söyle..

Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üzerimize..

Ben seni unuturum, söyle!..
Yer başka, gök başka olduğunda,

Sallanıp çalkalandığında uçsuz bucaksız sema..

Hani biz ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi

olduğumuzda.. Birşey..


Unuturum ben seni, söyle!..

Kalplerde gizlenen ortaya döküldüğü zaman,

Gök yarıldıgı zaman,

Ne oluyor bu yere böyle? dedigi zaman insan..

Ve kalakaldıgımda yüzkarası şiirlerim ve sensiz

birzaman..

Ayaklarımızın altından toprak kayıp

dümdüz edildiği zaman..

Birşey söyle..

Can gibi.. Hayat gibi..

Bir volkan patlar gibi, bir deprem olur gibi..

Yalnızlığıma dokunur gibi..

Yıldızlar dökülsün yere, güneş solsun..

Birşey söyle..

Birşey söyle.

Defterler açıldıgında,

Gökyüzü sıyrılıp alındıgında..

Cehennem tutuşturulduğunda, cennet yaklaştırıldığında..

Unuturum ben seni, herşeyin unutulduğu o anda..

Güneşle ay biraraya getirildiği zaman..

Hani insan kaçacak yer neresi? dediği zaman..

Unuturum ben seni..



Denizler tutuşturulduğunda,

Dağlar yürütüldüğünde,

Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üstümüze..

O ses geldiği zaman..

Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldıgı,

Dağlar ufalanıp savruldugu zaman...

Cehennem pusuda beklerken

Ve herkesin kendine yetecek bir derdi olduğu zaman..

Can gibi.. Hayat gibi

Bir volkan patlar gibi, bir deprem olur gibi..

Yalnızlığıma dokunur gibi..

Birşey söyle..


Yağmurdan olsun..

Havadan, sudan.. Birşey söyle..

Durmadan geliyor üzerime yalnızlık..

Bekledigim bu degil, bir şarkıdan, türküden söyle..

Yar üstüne, aşk üstüne söyle..

Bunlar, kitapların yüzkarası şiirler..

Can gibi.. Hayat gibi..

Bir volkan patlar gibi, bir deprem olur gibi..

Yalnızlıgıma dokunur gibi..

Yıldızlar dökülsün yere, güneş sönsün..

Birşey söyle.. Birşey söyle..


 

 

 

10 月 3 日


hayırlı cumalar

Özlemim Bitmiyor Sana Efendim 


Şu sıcak çöllerde bir kum tanesi
Olsaydım ayağın bassaydın bana
Gözyaşım vuslatın son bahanesi
Gül yüzlüm; özlemim bitmiyor sana

Salavat ettikçe gözlerim dolar
Ey ezelde mevcut, ebeddeki yâr
Mecnun olup gezsem hep diyar diyar
Ey Nebim; özlemim bitmiyor sana

Gülden hastır kokun burnumda tüter
Aklım Medine de, korkarım yiter
sen ''Ümmet'' dedikçe varlığım titrer
Resulüm; özlemim bitmiyor sana

Geceler gün olmaz düşümdesin sen
Her irkilişimde işimdesin sen
İçtiğim suyumda aşımdasın sen
Ey Nebim; özlemim bitmiyor sana

Kalbim çırpınıyor andıkça seni
Rabbim şefâtinden ayırma beni
Aklımı devşirdim ben yeni yeni
Resulüm; özlemim bitmiyor sana

O kutlu beldene bir gelebilsem
Nur cemalin ile aşk alabilsem
Kevser havuzunda pul olabilsem
Gül yüzlüm; özlemim bitmiyor sana

Sultanım aşkınla yandıkça yandım
Bir Rabbime bir de sana inandım
Sanmasınlar sakın dünyaya kandım
Ey Nebim; özlemim bitmiyor sana 

                                                                                     Resulüm; özlemim bitmiyor sana..

 

     


 

 

 

 s.a.v.aşkına.

10 月 1 日
  MAVİ KELEBEK
Gülücükler saçan mavi kelebek
Kanadını okşasam kaçar mısın
Bir günlük ömrün bugün bitecek
Sen yine mutluluk saçar mısın

Renklerin ahengiyle kanat çırpar durursun
Bilmezsin ki insanlar kıskanır güzelliğini
Bir kanat çırpsan hüznü bulutlara uçurursun
Bilmezler bir günde bir ömür sürdüğünü

Mavi kelebek mutluluk kanatların
Dokunmama izin ver mutlu olmam için
Uzak değil mutluluk, elimde kanatların
Bir ömür elimde bitti,bir günlük heves için

Hoşça kal demem lazım sana adsız kelebek
Mutluluklar yaşattın dertlerimden uzakta
Göremedin güzeli göremedin bir çiçek
Hoşçakal yaşananlarım, hoşça kal mavi kelebek
      
9 月 28 日

自定义 HTML

Listen to Metallica 24/7 on AOL Radio

Visit Metallica.com

Visit Metallica.com

Visit Metallica.com

Visit Metallica.com

Visit Metallica.com

Visit Metallica.com